Pazartesi

İçimden Dökülenler :Mutluluk ve Bir Yaban Arısının Hikayesi



Bir mutsuzluk ve bir mutluluk hikayesi bu. Anlatmasam ben ölecektim; anlatınca da bana mutsuzluk veren... Biri deseydi ki:  '' Sonunda mutsuz olacağını bile bile ömür boyu sürmeyecek ama mutlu hissedeceğin bir şeye başlar mısın? '' diye. Siz ne derdiniz ? Ben şu an ki ruh halimle '' istemem '' derdim. Tabi bu soruyu sormayı herkes o an düşünemeyebilir ya da sormak istemeyebilir.......

Sorulmayınca kısa sürecek bir mutluluğu isteyip istememenin, olacakları planlamanın ve hayaller kurmanın bir anlamı kalmıyor. İşte hayatın en büyük oyunlarından biri de bu olsa gerek. Mutluluğun nerede ne zaman geleceğini kestiremiyorsun. Mutluluğun parayla pulla, yaşla başla, zamanla ve planlarla işi yok.

Dedim ya! bana sormadılar, ben çok sordum ama. Sorduğum soruların cevapları, dışı ışıl ışıl içi bomboş bir hediye paketi gibiydi. Biraz da buna aldandım, bu yüzden ömrümün en güzel zamanlarını harcadığım ve inandığım için kendimi suçladım. En çok kendime kızdım, en çok kendime küfrettim. Kendimde var olan mutluluğu, bende bulduğunda kıymetini bilmeyen birine de göstermeye çalıştığım içindi  kendime savurduğum tüm küfürlerin ve nefret sözlerinin asıl nedeni. 

Pişmanlığımın üstünü çiçekli yorganlarla örttüm; mutsuzluğumu da gülümseyerek maskeledim; '' hiçbir şey yok, her şey yolunda! '' imajı çizen maskem olur olmadık yerlerde düşünce çırılçıplak ve utangaç bakakaldım.

Bir ömür sürüp sürmeyeceğini bilemiyorsun işte bazen, yarına çıkıp çıkmayacağının bile garantisi olmayan yerde ömür boyu mutluluk her masalda bile yok: kimini kurt yer, kimini cadı zehirler, kimini de kuleye hapsederler. Nihayetinde mutsuz prens masalı okuyarak büyütülmedik; bir çok kültürde masallar prenseslerin başına gelen kötü şeylerle doluyken bir ömür boyu mutluluğu bir başkasında bulacağımızı hayal etmek daha da anlamsızlaşıyor.

Mutluluğu bir insanla bir ömre sığdırmayı hesaplarken bir yandan da mutsuzluk hicaz makamından ince ince sızınca, ağlaya ağlaya ağlama duvarına dönüşüyor insan. Bu yüzden görmüyoruz ya; asıl renkleri, o renklerdeki güzelliği. Niçin? '' Ağlamaktan o güzelim renklere bakamamıştık, hem zamanımız da yoktu.'' 

Mutluluk gözlerimizde, kulaklarımızda, ellerimizde... '' baktığımız, gördüğümüz ve hissettiğimiz her yerde. Bakmasını bilene, görmesini bilene... Bir yaban arısının rengarenk kanatlarında, huzuru bulduğumuz bir köşede, ciğerlerimizi havayla doldurup boşaltmayı başarabildiğimiz anlarda.... 

2 yorum :

  1. seni her ne mutsuz ettiyse onu unutup ileriye bakmanı söyleyebilirim ancak bir süre sonra anlıyorsun ki bazı şeyler üzülmeye değmiyormuş..

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Beni üzen konuyu sık sık hatırlamadığım sürece sorun yok.. Geride kaldı, sanırım tamamen unutup, hatırladığım da ''amann buna mı üzülmüştüm ben '' demek için azıcık daha zaman lazım bitanem.

      Sil

*** This is the only comment field . Please don't share your site link here. I don't publish comments that contain Link.
*** Lütfen, site linklerinizi paylaşmak adına yorum yapmayın; site linki içeren yorumları yayınlamıyorum: